Udi Hrant, doğuştan görme engelli bir icracı olarak yetişmiş ve kendine özgü bir üslup geliştirmiştir. Görme duyusunu kullanamaması, öğrenme sürecini bütünüyle kulak üzerine kurmasına yol açtı. Bu durum bir eksiklik değil, farklı bir yol olarak sonuç verdi. Kayıtlarında dikkat çeken ilk şey entonasyon güvenliğidir; perdeler klavyeye bakmadan bulunur.
İkinci özellik el ekonomisidir; gereksiz hareket yoktur çünkü her hareket kulakla denetlenir. Üçüncüsü ise ezgi hafızasının genişliğidir; nota kullanmadan geniş bir repertuvar taşımıştır. Bu üç özellik, gören kursiyerler için de doğrudan bir hedeftir. Klavyeye bakmadan çalma alıştırmaları bu yüzden erken başlatılır.
Ezber çalışması da aynı mantıkla yürütülür; nota bir araçtır, amaç değildir. Bu yaklaşım kursiyeri notaya bağımlı olmaktan kurtarır. Kulakla öğrenme çalışmasında kayıt yavaşlatılarak dinlenebilir; ezgi yavaşladığında süslemeler ayrışır ve tek tek çıkarılabilir hâle gelir. Kulakla öğrenirken cümle kısa tutulur; iki ölçüyü aşan cümleler tek seferde alınamaz ve tekrar sayısı gereksiz yere artar.
Derslerimizde kulakla öğrenme, notayla öğrenmenin yanında ve eşit ağırlıkta yürütülür.