Ud, Orta Çağ boyunca Akdeniz üzerinden Avrupa'ya ulaştı ve orada yeni bir çalgının kökeni oldu. Avrupa'da gelişen bu çalgı, udun gövde biçimini ve çalınış mantığını büyük ölçüde korudu. En belirgin değişiklik klavyeye perde bağlarının eklenmesiydi. Bu ekleme, Avrupa müziğinin eşit bölünmeye yönelen ses sistemiyle doğrudan ilgiliydi.
Perde bağı, sabit aralıklar üreterek çok sesli yazıyı mümkün kıldı. Ud ise perdesiz kaldı çünkü makam müziği aralıkların esnek kalmasını gerektiriyordu. Bu tek fark, iki çalgının yollarını kalıcı olarak ayırdı. Birinde çok seslilik gelişti, diğerinde ezgi ve makam derinleşti.
Çalgı benzer kaldı ama müzik anlayışı ayrıştı. Bu tarih, bir çalgının biçiminin müzik sistemine göre şekillendiğini gösterir. Perde bağlı çalgılarda akort düzeni de sabitlenmek zorunda kaldı; udda ise düzen serbest kaldığı için farklı ekoller farklı düzenler geliştirebildi. İki çalgının repertuvarları da bu ayrımla birlikte ayrıştı; birinde çok sesli yazı gelişirken diğerinde makam ve taksim geleneği derinleşti.
Derslerimizde udun perdesiz kalması, makam sistemiyle ilişkisi kurularak açıklanır.