Udun klavyesinde perde bağı yoktur ve bu, çalgının en belirleyici özelliğidir. Bağlı çalgılarda parmak doğru bölmeye basar ve ses kendiliğinden yerine oturur, udda böyle bir güvence yoktur. İlk ay boyunca kursiyerin çaldığı sesler kendi kulağına bile tuhaf gelir; bu normaldir ve süreç herkeste aynı işler. Çünkü kulak henüz sesin nerede olması gerektiğini bilmiyordur ve parmak da o yeri ezberlememiştir.
Bu iki eksik aynı anda kapanır: kulak öğrenirken parmak da yerini bulmaya başlar. Bu yüzden ilk ayda hızlı ilerleme değil, az sayıda sesin doğru yerleşmesi hedeflenir. Çalışma tek telde ve dar bir bölgede yapılır; klavyenin tamamı bir anda kullanılmaz. Her ses uzun tutulur, kursiyer sesin yükselip alçalmasını dinleyerek parmağını milimetrik kaydırır.
Bu kaydırma alışkanlığı sonradan bırakılır ama başlangıçta kulağın en iyi öğretmenidir. İkinci ayın sonunda parmak, sık kullanılan seslerin yerini kendiliğinden bulmaya başlar. İlk ay boyunca aynı sesi farklı günlerde bulmak da bir ölçüttür; ses her gün aynı yerde bulunabiliyorsa parmak hafızası kurulmaya başlamıştır. Bu dönemde çalışma süresi kısa ama sık tutulur; günde iki kez on dakika, tek seferde yirmi dakikadan daha hızlı sonuç verir.
Derslerimizde perdesiz klavyeye alışma süreci, dar bir ses bölgesinde ve uzun ses çalışmasıyla yürütülür.